ÇİN’E Mİ GİDİYORSUNUZ? BİR TURİST REHBERİNİ DİNLEYİN DE SONRA MIZMIZLANMAYIN!
Hatırâlar . . .
Çin’in eski başkenti ve İpek Yolunun başlangıcı olan Xi’an şehrinde (ismini hatırlayamıyorum) bir otel vardı ve turların çoğunda orada konaklardık.
Odaya çıkınca yatakların üzerinde içinde disposable terlikler olan kırmızı kadifeden nakışlı, çok göz alıcı ve her kadının indira gandi yapası gelen kadife keseler olurdu. Kadınların yüzde doksanı (hattâ daha fazlası) bunları cebellezî eder, sabah check-out sırasında oda hesabında 100-150 dolar gibi pornografik bir rakamı görünce “Ulan bu ne?” deyû suâl ettiklerinde de “kese parası ma’am!” cevâbını alırlardı.
Ben de bunu bildiğim için lobide anahtarları dağıtmadan önce grubu toplar, durumu anlatır ve o keseleri almamalarını yoksa sabah 100-150 dolar öpüleceklerini söylerdim.
Ve sanki ben hiç bunu söylememişim gibi kadınların yüzde seksenyedi nokta dördü keseleri temellük eder, sabah da aynı tiyatro cereyân ederdi.
Kadınlar hemen ciyâklamaya başlar, çoğunun kocaları rezâlet çıkmasın diye öder geçerlerdi (Otelin de hedefi buydu zâten; 40 kişilik grupta 5-8 kişi ödese cillop gibi ekistıra gelir)
Bâzı çaçaron kadınlar da kocalarını falan takmaz, uğradıkları haksızlığa isyân ederek ciyâk ciyâk bağırmaya başlarlardı:
- “Rehber Beey!”
- “Buyrun nokta nokta hanım?”
- “Bizi hakkımızı niye müdafâ etmiyorsunuz, müdâhale etsenize”
- Hööö, hangi hak?
- Benden iki fucktırıshitten kese için utanmadan 200-300 dolar para istiyorlar
- Ben size akşam demedim mi İbrahim pardon ablacım?
-Nâlet olsun Çin gibi …. Bi daha gelirsem Cümle Âlem Ltd. Şti öpsün. Alın Allah belânızı versin . . .
Sonra resepsiyonun önünde bavullar açılır, keseler çıkartılıp (Allah Belânızı Versin, et yüzü görmeyin de kemik yalayın inşâallah” gibisinden bedduâlarla resepsiyona fırlatılır, ben de yan taraftan yerdeki bavulun önünde çömelmiş ablaların fırlattığı keselerin havada parabol çizerek resepsiyona düşmesini izlerdim.
Resepsiyoncular derseniz alışık oldukları günlük rutinleri olduğu için sırıtarak mukâbele ederler, millet otobüse barut fıçısı gibi biner, Terracota Askerler müzesine gidene kadar Çinlilerin ne kadar aşağılık ve nâlet bir millet olduğu husûsunda itâle-i kelâmda bulunurlardı
(Alp Durmuş)
